PANDEMİ (SALGIN) ve SONRASINDA LOJİSTİK ve STOK YÖNETİMİ ÖNGÖRÜLERİ

Hiç istenmeyen ve beklenmeyen bir şekilde 2020 yılına CORONA virüs salgını ile başladık. Önceleri ne olduğu anlaşılamadı, hatta çok sonraları anlaşıldı da denilebilir. Ne kadar tehlikeli olduğu da fark edildi. İyi ki fark edildi, yoksa istatistiklerde bir numara olan vefat edenlerin arasında olmak işten bile değildi, herkese şimdiden geçmiş olsun.

Başlangıçta salgın sırasında bazı sektörlerin yükseleceği ve bazılarının düşeceği beklemekteydi. Genel olarak sektörlerde düşüş olduğu bir gerçektir, ama yükselmesi gereken sektörler maalesef yükselemediler. Burada konu edilen sektör, sağlık ve ilaç sektörüdür. Bir veriye göre eczanelere hasta geliş sayısı günlük olarak değişimleri incelendiğinde şu sonuçlar göze çarpmaktadır. Pandemi öncesi eczaneye gelen hasta ortalama sayısı 100 ise, pandeminin ilk günlerinde 250 olmuş, fakat sonraları bu sayı 50-75 arasına düşmüştür. Bu sayılar satış rakamlarını değil, hastaların fiilen eczanelere gelişini temsil etmektedir. Biraz dikkatle incelersek, CORONA virüsünün ilacı olmadığından ilaç satışlarında bir değişiklik olmamaktadır. İlk başlarda yardımcı ve takviye ürünleri, dezenfektan ve vitaminlere yoğun bir talep oluşmuştur. Ancak, hem sokağa çıkış yasakları, hem de eczanelere giriş protokollerinin değişmesi nedeniyle bu satışlar düşmüş, hatta çoğu yerde sıfırlanmıştır. Geleneksel olarak hastaların alıştığı eczaneye girerek alım yaparken raflardaki ürünlerden de satın alma yapması bu dönemde olamamıştır. İlk başlardaki satış artışları sonrasında düşüşlere neden olmuştur. Diğer yandan eczanelerin bulundukları yerler satışlar konusunda belirleyici iken, sokağa çıkış yasaklarıyla beraber, eczaneler on-line internet üzerinden eve teslim satışlar yapmaya başladılar. Bu durum, eczanelerin bulunduğu adresin önemini epeyce azalttı. Bu konuda başarılı hizmet veren eczaneler öne çıkmaya başladılar. Yardımcı ve takviye ürünleri, dezenfektan ve vitaminlerin ilk başlardaki satış yoğunluğuna aldanarak, fiyatların da artabileceği veya fiyat avantajı elde etmek için büyük miktarda alımlar yapan eczanelerin bu durumdan kar etmeleri bir yana SKT ve ürün bedellerinin ödemeleri nedeniyle sıkıntılar yaşamakta oldukları da bir gerçektir. Yükselmesi beklenen bu sektörde işlerin artması bir yana sıkıntılar söz konusudur. Diğer yandan ilaç satışlarının artması diye bir durum söz konusu değildir.

Pandemi sonrasına bakacak olursa, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Bu konuda hem yerel, hem de küresel duruma bakmakta yarar var.

Önce küresel duruma bakalım: kriz süresince batılı büyük ekonomiler, pandemi krizi için büyük bütçeler hazırladılar. Bu bütçeler vatandaşların hesaplarına doğrudan nakit para yatırmak dâhil, hastalıkla mücadelede kullanılanlar da dâhil olmak üzere kullanıma sunuldu. Bu durum bu ülkelerde panik oluşmasını önledi. Diğer yandan IMF e çok büyük bir kaynak ihtiyacı olan ülkelerin faizsiz kullanımına açıldı. Hedeflenen şey, pandemi sonrasında ekonominin en az etki ile normalleşmesini sağlamaktan ibarettir. Dünya bu şekilde pandemiye yaklaştı, özel olarak bakıldığında da ABD Çin ile olan ilişkisini ticaret savaşına çevirmeye çalışmaktadır. Bu durum ülkemiz için fırsatlar barındırmaktadır.

Şimdi de yerel duruma bakalım: dövizde ki yukarı yönlü hareket son bir ayda %8 civarında oldu. Bu gelişme diğer verileri maalesef tetiklemedi. Ne ürün fiyatları, ne faizler, ne de gelirler aynı oranda hareketlenmedi. Bu baskı hem vatandaşlar, hem de işletmeler için taşınabilir bir durum değildir ve ne kadar baskılanırsa, o ölçüde daha şiddetli patlamalara neden olacaktır.

IMF’nin verdiği uygun şartlardaki kredileri ülkemiz maalesef kullanamıyor, hangi nedenle bilmiyorum

Bu yıl turizm gelirleri çok düşecek belki de sıfıra yakın olacak (turizm gelirleri olmazsa cari açık büyüyecek, döviz kurlarını yukarı yönlü zorlayacak).

Dövizin geldiği bu seviyeden sonra dövizi bu seviyelerde tutmak olanaksız hale gelecek.

Her türlü nakit pahalanacak, paranın faizleri artacak.

Hiç istenmemekle birlikte ENFLASYON artacak.

Tüm bunları topluca gördüğümüz zaman enerji ve akaryakıt fiyatlarının da artışları bu duruma ilave edilecek olursa, sonucu kestirmek hiç de zor olmayacaktır. Tüm dünya ekonomiyi canlandırmaya çalışırken biz ekonominin dengesini sağlamaya çalışıyor olacağız ve büyük olasılıklar bu ekonomik gelişme dalgasını kaçıracağız. Size dalgalı kur sisteminde şok bir takım hareket ve gelişmeler olmayacağı için salınım uzunca bir süre devam edebilir. Diğer yandan ücretler ve ürün fiyatlarına konulan ve konulması planlanan baskılar (serbest Pazar ekonomisinde hayal bile edilmeyecek uygulamalar olmasına rağmen, maalesef ülkemizde uygulanmaktadır), tüketicilerde tüketme gücünü bitirecektir. Bu durumda toplumda sosyal yardımların arttığını göreceğiz. Oysa sosyal yardımlar geleneksel yapılış şekliyle ekonomiyi canlandırmak için yeterli olmayacaktır.

Bu durumda tüketimin azalarak, toplumun tasarrufa yöneleceğini öngörmek haksız bir yaklaşım olmayacaktır.

Şu anda tablo tam olarak görülememektedir. Zaman ilerledikçe, durum daha netliğe doğru kavuşacaktır.

Sağlık ve esenlikler dilerim

Metin Çavuşlar

Bu yazı Tüm yazılar kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir