EĞİTİM ve DANIŞMANLIK KONUSUNDA GELİŞMELER

Değerli takipçilerim, öncelikle sağlık. Bu günlerde sağlık için gönüllü karantinaya uymanızı dilerim, hepimizin sağlığı adına.

En son eğitimi mart başında yaptıktan sonra eğitim çalışmalarına gönüllü olarak ara verdim. Bu boşluktan istifade ederek, hem eğitim içerik ve sunuşlarını elden geçiriyorum, hem de kitaplarımı tekrar elden geçirerek yeni baskılarına hazırlık yapmaya başladım.

Öncelikle şunu ifade etmeliyim ki hepsi birden çok hacimli hale geldiler. Ne kadar çok şey birikmiş öyle? Bu konuda eğitim katılımcıları olarak sizler, danışmanlık hizmeti alan işletmeler bu çalışmaları, kitapları ve eğitimleri bu seviyelere taşıdınız. Herkese teşekkür ederim.

Bu kez bu çalışmaları yaparken bana yardımcı olan ÜÇGE firmasına ve özellikle Sayın Okan Aras ve Sayın Mehmet Dilsizoğlu’na, Jungheinrich firmasına ve Sayın Ayşem Üstüntanır, Sayın Hüseyin Arslan ve Sayın Vefa Çelikağ’a teşekkürler sunmalıyım. Hem görseller konusunda verdikleri destekler, hem de konularıyla ilgili verdikleri çok teknik anlatım ve önemli detaylar için.

Bu arada elbette ben de herkesin yaptığı gibi internette bu konular ile ilgili neler oluyor bitiyor takip araştırma yaptım. Zaman bol olunca, enine ve boyuna epey bir araştırma gerçekleştirdim.

İnanın hem üzüldüm, hem de utandım.

Öncelikle yeni arkadaşlarımız bu konularda çalışmaya başlamışlar, onlara hoş geldiniz demek isterim. Umarım başarılı olurlar ve biz eskileri geçerler. Elbette aralarında bir kısmı beni de geçecekler, buna gönülden inanıyorum. Ama çoğunluk benim içeriklerim ve sunuşlarımla işe başlamışlar. Bu husus beni çok üzüyor. Ben artık sık sık içerikleri ve sunuşları değiştireceğim. Bu tarz başlayanların hızıma yetişmeleri olanaksızdır. Hangisini kullanırlarsa kullansınlar, hep geride kalacaklar.

Eğitim ve danışmanlıklar konusunda lütfen temasta olduğunuz kişilerin hem referansları, hem de deneyimleri konusunu iyi irdeleyin. Lütfen eğitimleri ve varsa kitaplarının içeriklerini irdeleyin. Basit kıyaslamalar size pahalıya mal olabilir.

Öncelikle ilk tavsiyemiz, bu konularda eğitimci ve /veya danışman pratik uygulamadan gelmelidir. Afaki konuşan birisi olmamalıdır. Konu hakkında dolu dolu konuşabilecek, uygulamaları irdeleyebilen ve eleştirebilecek deneyimlere sahip olmalıdır.

Depo konusu maalesef birçok profesyonelin bile çok az bildiği bir konudur. İşletmede depoya girmemiş olanlar, unvanları ne olursa olsun, bu konuda faydalı olamıyorlar. Depoya girenlerde ise, sıkıntı işin hurafe boyutunda karşımıza çıkıyor. Oysa depo son derece teknik bir konudur, hurafeye gelmez. Çok çeşitli mühendislik konularında az çok bir bilgi depo çalışan personeli için gereklidir. Bu personele bu konuda eğitim verecek olanların çok daha fazla bilgili olması gerekir ki, yanlış bir şey söylemesin. Ayrıca bu kişinin aynı zamanda planlamaya da deponun stok yönetimi konusunda doğru bilgiler ve hesaplar verebilmesi gerekmektedir. Bu konu boş kalırsa çabalar sonuç vermeyecektir. Kaldı ki, depo oldukça geniş bir konu. Kitabı yazmaya başlarken 200 sayfa ile başladım. Biraz genişleyince “Depo ve Stok Yönetimi”ne evrildi, 350 sayfayı geçince “Depo ve Stok Yönetimi El Kitabı”na evrildi. Kaldı ki, kaç sayfada bağlanacak bilemiyorum. Bu arada bu kadar hacimli kitap okunur mu, onu da bilemiyorum. Bu arada depo yönetimi ile yanlış anlatılacak ve yanlış yapılacak her şey çok büyük zarar ve kaza riski anlamına gelmektedir. Depoda yapılan hatanın telafisi yoktur ve depo mutlaka bedelini ödetir, hem de misliyle.

Satın alma konusunda işler iyice sarpa sarıyor. Ülkemizde herkes satın almayı biliyor. Bu husus hem beni çok mutlu ediyor, hem de çok güldürüyor. Benimle çalışmış olanlar ne demek istediğimi çok iyi anlamışlardır. Yaşamı boyunca her hangi bir işi yapmadan anlatmak akademisyenlerin işidir genellikle. Bu konuda akademisyenler de çok ilgililer. Çok mutlu oluyoruz. Ama yaşamı boyunca bir simit bile almayanların satın alma konusunu anlatmaları oldukça zor bir olay. Eğitime katılanlar ve danışmanlık için bize gelenlerin anlatımlarından nelerin anlatıldığını yakından takip etmekteyiz ve anlatılan konuları duyduğumuzda biz de utanıyoruz. Örneğin bir beş numara bakış meselesi var. Etki altına alış? Bunca yaşıma geldim, kurumsal işletmelerde etki altına alacak şekilde bir satın alma müzakeresi ve/veya satışı müzakeresi ne gördüm, ne de işittim. Sorarım size, kurumsal işletmelerin satın alma yaptıkları konularda bu tarz etkilenme söz konusu olabilir mi? böyle yanlış yapılan satın almanın nasıl hesabı verilebilir? Satışçı öyle baktı ki etkisi altında kaldım? Ne kadar anlamlı bir savunmadır? Bu konuda anlatım yapan kişi, kendi şahsi satın almasını kurumsal satın alma ile karıştırmaktadır, maalesef? Satın alma kişisel değil, kurum adına yapılan bir iştir ve yapılan hatanın da telafisi yoktur. Fiyat yanlışsa sonuna kadar yanlıştır, ürün hatalıysa sonuna kadar hatalıdır. Ne güzel, bizim işletmelerimizi esnaf işletmeleri gibi görmek. Oysa lütfen dikkat ediniz, ülkemin esnaf işletmeleri de artık kurumsallaşmaya başladılar. İşte bu yeni arkadaşlarımız, maalesef piyasayı da bilmedikleri ve piyasayı tartamadıkları için yanlış yönlendirmeler yapabiliyorlar.

Her iki konuda da, hem işlerin içinden geldim ve uygulama ve uygulamanın baskılarını çok iyi biliyorum, hem de bu konuda o kadar çok faal işlerin içinde olan profesyonel ile görüşüyorum ki, bu görüşmeler beni hala güncel tutuyor ve ben de onlardan çok şey öğreniyorum.

Bu arada gelecek yazılarımda, genel olarak evrensel ekonomi gidişatı ve iş yapılanması konusundaki görüş ve fikirlerimi paylaşacağım.

Lütfen bu konularda güncel olun ve güncel kalın.

Günün durumuna bakarak, herkese sağlıklı, mutlu, esenlik dolu günler dilerim.

Bu yazı Bilgi Paylaşımları, Bilgi Paylaşımları, Depo Yönetimi, Satınalma Yönetimi, Tüm Makaleler, Tüm yazılar kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir